Cesetlerin yakılması ve bilgi kirliliği üzerine bir akl-ı selim çağrısı

Strese Dayanıklı Nesi̇ller
Mart 27, 2020
Her türlü enfeksiyona karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için dengeli beslenme rehberi – S. Elif Alınlı
Mart 27, 2020
Paylaş

Sevgili Arkadaşlar, 

Her salgın hastalık döneminde, yanlış bilgiler, komplo teorileri ve ucu ümit tacirliğine kadar varan sahte çözüm yolları da yayılır. Küreselleşmenin enstrümanları hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığı gibi, sahtenin ve sahtekarlığın da yayılmasını kolaylaştırıyor. Coronavirüs salgınının başladığı günlerde Çin’deki o bilinmedik yılanlı nehirde bulunan füze parçalarının hikayesini duymuşsunuzdur. Hani buradan hareketle virüsün bir Amerikan biyolojik harp ürünü olduğu iddia edilmişti. Aslında aşısının var olduğundan bahsedeni mi ararsınız, Batı ülkelerinin yaşlı nüfusundan kurtulmaya çalıştığından bahsedeni mi! Gün geçmiyor ki on yirmi yıl önce yazılmış bir kehanet kitabında veya bir eski filmde 2020 yılında ortaya çıkacak bir virüsün küresel bir kırıma yol açacağından bahsedildiği keşfedilmesin. 

Coronavirüs yeni bir virüs değil. Aslında 2003 yılında yine Çin’de ortaya çıkan SARS-Corona Virüsü’nün (SARS-CoV) yeni bir mutasyonu ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla yıllar önce yazılmış bir kitapta veya çevrilmiş bir filmde coronavirüsten bahsedilmiş olması şaşırtmamalı kimseyi. Her yıl dünyada binlerce kehanet kitabı basılır, binlerce futuristik kehanet filmi çevrilir. 2020 de dahil olmak üzere önümüzdeki 30 yılın her biri için o yıl ortaya çıkacak bir virüs, uzaydan inip dünyamızı istila edecek canlılar, dünyamıza çarpacak bir kuyruklu yıldız kehanetini bulabilirsiniz. Sorun şu ki tutmayan kehanetler haber olmazlar. Böylesi kehanetler tuttuklarında da yalan olma vasıfları değişmez. Bunları tuttukları zaman da yaymak bir yalanı yaymaktır. Lütfen değerli vaktinizi değersiz ayrıntılar ve safsatalarla harcamayın. 

Cesetler yakılacak iddiasına 137 bin imza

Corona salgınının hızla yayılan gerçek-değillerinden biri de hükümetin Coronavirüs Yasası’nda krematoryum ve defin şirketleriyle alakalı öngördüğü değişiklikti. Bu değişiklik temelde günlük beklenmeyen ölüm sayısının aşırı artması ihtimaline karşı bir tedbir mahiyetindeydi ve özetle hükümete ve yerel yönetimlere böylesi bir durumda 1984 tarihli Kamusağlığı Yasası’nın 46(3) maddesini uygulamama hakkını veriyordu. Bu madde, temelde cesedin defin ve itlaf yöntemini müteveffanın rızasının belirleyeceği yönündedir. Coronavirüs Yasası’nda ayrıca krematoryumların aşırı yükü kaldıramaması durumunda millileştirilmeleri maddesi de olunca, İngiliz hükümetlerine oldum olası güvenmeyen Müslüman ve Yahudi cemaatleri bu değişikliği cesetlerin dini inanç ayrımı gözetilmeksizin yakılacağı şeklinde yorumladılar. 

Yasa böyle bir şey söylememekle birlikte herhangi bir sebeple bunu yapmak isteyecek yerel yönetimlerin ellerini bağlayan daha önceki düzenlemeyi askıya aldığından endişe belki de haklıydı. Ancak canlılarını korumak için, mesela hapishanelerde orantısız bir fazlalıkta bulunan Müslümanların salıverilmesi için çalışmayan Britanya Müslümanlarının iki hafta içinde 137 bin imza toplayarak ölülerini korumayı başarmış olması manidardır. 

Coronavirüs teşhisiyle vefat edenlerin defnine gelince, Birleşik Krallık’taki uygulama Türkiye’dekinden veya herhangi bir İslam ülkesindekinden farklı değil. Cesetler, en azından şimdilik, izole edilmiş bir ceset torbası içinde müteveffanın yakınlarına teslim ediliyor ve defnediliyorlar. Britanya Hizmeti olarak hiçbir ailemizin böylesi bir imtihan yaşamaması için dua ediyoruz. Ancak dünyanın başka ülkelerinde de olsa bu tür vefat hadiseleri olur da müteveffanın yanında cenaze namazı kılınamazsa, ülkemizde bulunan akrabalarının gıyabi cenaze namazı kılarak farz-ı kifaye olan vazifelerini yerine getirebileceklerini hatırlatalım. 

Mustafa Ulaşlı’nın hocası kimselere vermediği koronavirüs sırrını isimsiz bir abimize vermiş olabilir mi?

WhatsApp ve Facebook gibi mecraların nasıl “fake news” yaydıklarını Birleşik Krallık Brexit Referandumunda veya ABD Başkanlık Seçimlerinde görmüşsünüzdür. Bugünlerde WhatsApp üzerinden göndereni belli olmayan bir ses mesajı dolaşıyor. “Mübarek abi” formatında konuşan ses, Türkiye’nin tek coronavirüs uzmanı olan Mustafa Ulaşlı’nın hocasıyla konuştuğunu ve adı verilmeyen bu hocanın kendisine bu coronavirüsün çok farklı olduğunu, soğuk havada altı saat havada dolaşabildiğini, daha sıcak havalarda bu sürenin kısaldığını, ama her durumda rüzgarla yer değiştirebildiğini ve dışarı çıkanların soludukları havadan da hastalığı kapabileceklerini söylüyor. Bunun için, diyor ses, evlerinize kapanın, dışarı çıkmayın. 

Coronavirüs üzerine uzman herkesin gece gündüz bir ilaç veya aşı için çalıştığı bir zamanda bu “mübarek abi” Mustafa Ulaşlı’nın sohbet hocasıyla konuşmuş olabilir elbette. Ama gerçek bir viral enfeksiyon uzmanı, bütün dünyanın hayatını tehlikeye atacak böylesi kritik bir bilgiyi bizim abilerle paylaşmaz; derhal bir basın toplantısı düzenler ve endişelerini sağlık camiasına ve politika yapıcılara duyurur. Dünya Sağlık Teşkilatı ve Avrupa’nın hemen bütün sağlık bakanlıkları virüsün sokakta yürürken soluyacağımız havayla bulaşmayacağının altını çiziyor, bütün istatistikler 2 metrelik sosyal mesafenin korunduğu ülkelerde salgının yayılma hızının yavaşladığını gösteriyor… Dahası “mübarek abi” evlerimizde soluduğumuz havanın sokaktakinden farklı olduğunu nasıl düşünebiliyor, Allah bilir… 

Fakat ses mesajı dolaşmaya devam ediyor… 

Şırnaklı namazında niyazında ablanın rüyası ve sumaklı su içmek isteyenler

Bugünün hit haberi ise Şırnaklı bir imamımızın kendisine gelen rüya bilgisini dünya ile paylaşması. 

Bakınız, imam bu kritik bilgiyi, mutlak bir sorumluluk bilgisiyle dünya ile paylaşıyor. Ziyaretine gelen birine söylemekle yetinmiyor. Ulaşlı’nın hocasından daha bir mesuliyet duygusu sahibi yani… 

Ne imamı, ne de rüyasında iki defa Peygamber Efendimizi görmüş olduğunu iddia eden adı sanı bilinmez, namazında niyazında olduğuna imamımızın şahit olduğu ablamızı yalancılıkla itham edebiliriz. Her ikisi de doğru söylüyorlardır. Hanım ablamız iki gece peş peşe Efendiler Efendisini ak saçlı, ak sakallı olarak görüyor (Bu bilgi rüyada görülenin Efendiler Efendisi olmadığına delil olarak alınabilir aslında ama rüya yorumcusu  değiliz) ve Resulullah Efendimiz, ablamıza “bu virüsün çaresi sumaktır, suya biraz sumak atıp içen hastaysa iyileşir, değilse hastalık ona bulaşmaz” mealinde bir talimat veriyor. Ablamız bu rüyayı başkalarına anlatsam da bana inanmazlar diye düşünerek kimseye bir şey söylemiyor. Miraç Kandil gecesi gördüğü ikinci rüyada “Niye ümmetime söylemedin, bak hastalık ümmetime de bulaştı,” diye itap ediliyor. İmam Efendi de bu rüyanın bilgisini videoyla Facebook üzerinden dünyaya yayıyor. 

Rüya deyip geçmemek lazım… Hele de bir rüyayı Efendiler Efendisi şereflendirmişse o rüyayı asla küçümsememek, Mevlana Hazretlerinin ifadesiyle, o rüyanın yalanına bile hürmet göstermek lazım. 

Ama o rüya ile de amel olunmaz. 

Sumak deyip de geçmemek lazım. Yüzlerce yıldır çayı üst solunum yolları rahatsızlıklarında antienflammatuar olarak kullanılıyor. Bakteri bazlı ağız içi enfeksiyonlarında işe yaradığı da biliniyor. Çoğu ekşi gıdalar gibi iyi de bir antioksidan. Kan şekerini düşürme etkisinden dolayı şeker hastalarına da tavsiye ediliyor. 

Ama bu sumakla da coronavirüs ile mücadele edilmez. 

Canım ne var, zararı mı var, içelim sürahi sürahi deyip hayatınızı tehlikeye de atabilirsiniz. Çünkü tansiyonu düşürmek gibi bir huyu da var sumakın…

Yine de coronavirüs alkolde ölüyormuş haberini alınca gece gündüz içmeye başlayıp, hakiki içki bulamayınca sahtesini alarak ölen 27 İranlının yaptığı kadar kötü bir şey olmaz yaptığınız… Veya 29 derecenin üstünde ölüyormuş diye ağzına burnuna saç kurutma makinasıyla hava üfletip ciğerlerini kurutmaya kalkışanlar kadar… Bu arada sağlık bir insan vücudunun iç sıcaklığının 36.5 derece ve üstünde olduğunu hatırlatalım. O ısıda yaşıyor ve çoğalıyor bu virüs… 

Efendim,

Geceleriniz Efendiler Efendisinin ziyaretiyle süslensin inşallah. Rüyalarınızı birbirinize de anlatın. Ama aklın ve ilmin verdiği reçeteden şaşmayın lütfen. Ötelerden bir tüyo aldığına inananlar, lütfen bunu Facebook ve WhatsApp’ta yaymayın… Doç Dr. Mustafa Ulaşlı ve muadillerine ulaştırın… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir