Çocukların yanında ölüm konusu ve haberleri nasıl konuşulmalı? – Hesna Şener

Corona’dan Sonra İnsan -Caner Ümit
Nisan 6, 2020
Korona günlerini başarıyla atlamak için kişiliklere göre tavsiyeler – Eren Ekrem Aydın
Nisan 10, 2020
Paylaş

Ölüm her ne kadar bir yaşam gerçeği ve kaçınılmaz bir durum olsa da bu durumun rahatça dile getirilmemesi, çocukların yanında gelişi güzel konuşulmaması ve çocuğa bu haberin doğrudan verilmemesi önemlidir. Aileler, çocukların ortamda bulunmadıklarını varsayıp gelişi güzel konuştuklarında onlar üzerinde derin hasarlar bırakabileceklerini göz ardı etmemeliler. Yetişkinler bazen çocukların kendilerinden yaşça ve fiziken küçük olduğunu unutuverirler. Dahası onların onların yetişkinlerden çok daha hassas ve farklı bir algı dünyaları olduğunu anlamazlar. Oysa çocukların yanında izlenen televizyon ya da takip edilen sosyal medyadaki gönderimler ve yanlarında bilinçsizce yapılan konuşmalar bir dizi soruna yol açacaktır.

Ebeveyn günlük yaşama dair aktivitelerini düzenlerken çocukların farklı algı dünyasını dikkate almalıdır. Hiçbir aklı başında anne baba çocuklarına bilinçli bir şekilde bir aktivite olarak korku filmi seyrettirmeyi tercih etmez. Ama çocukların o sırada oyun oynadığını, başka bir şeyle uğraştığını ya da nasılsa anlamayacağını düşünerek yanıbaşlarında rastgele ölümden, şehit haberlerinden ya da bir yerde zulme uğrayarak hayatını kaybeden insanlardan bahsedildiği görülür. 

Ölüm bir yaşam gerçeğidir. Bu durum çocuklardan saklanmamalıdır. Bu onları yaşama hazırlama ve onların güvenini kazanma açısından da gereklidir. Ancak bu tür açıklamalar, çocuklara kendilerine en yakın hissettikleri kişiler tarafından ve ayrı bir odada yapılmalıdır. 0–3 yaş grubu çocuklar için bu konuların öğretilmesi doğru da değildir. 3–6 yaş grubu çocukların duyduklarına ve yeni kavramlara meraklarından, algıları çok açıktır. Bu haberleri ya da kelimeleri duyduklarında elbette merak edip soracaklardır. Bu durumda onlara ölüm konusu ya da haberleri henüz somut düşünme döneminde oldukları düşünülerek aktarılmalıdır. 

Somut düşünce döneminde bulunan okul öncesi çocukları için “ölüm” gibi soyut kavramlar anlaşılmaz gelecektir. Bunun yerine “artık yaşamıyor” yani “artık yürüyemeyecek, konuşamayacak, yemek yiyemeyecek, hissedemeyecek, gülemeyecek…” şeklinde somutlaştırma yapılabilir ve konu gerçek sarsıcılığından biraz uzaklaştırılarak aktarılabilir. Çocuk kitaplarından da bu konuda yardım alınması doğru olabilir. Çocuk hikâyedeki yakınını ya da bir evcil hayvanını kaybeden bir çocuk kahramanla kendini özdeşleştirerek bu hususları daha sağlıklı bir şekilde idrak edebilir. 

Yetişkinlerin, çocukların ölümle ilgili sorularını yanıtlarken ya da ölüm haberini verirken “Uzun ve derin bir uykuya daldı, gitti, melek olup cennete uçtu, bizi görüyor…” gibi metaforlar hem ölümü özendirebileceğinden hem de uykuya karşı şiddetli bir korku geliştirebileceğinden, bu tür metaforik söylemlerden kaçınılmalıdır. 

Ölüm konusu ilkokul çağındaki bir çocuk için, ne çok normal ve olumlu gibi düşünülüp uzun uzadıya konuşulmalı ne de üstü örtülmelidir. Ölümün yaşam döngüsünün bir gereği olduğu ve hayatın ve yeni nesillerin devamı için yaşamın vakti gelince sonlanması gerektiği izah edilebilir. 

Ölüm çocukların yanında dikkatsizce konuşulabilecek basitlikte bir konu değildir. Bu konu uygun bir zamanda, çocukla baş başa konuşulması gereken bir konudur. Bu konudaki ihmaller ve onların zaten anlamadığı yanılgısı derin psikolojik hasarlara sebebiyet verebilir ve de önü alınamayacak kaygı bozukluklarını çok erken yaşlarda ortaya çıkarabilir. 

Hesna Şener
Özel Öğretim Danışmanı

1 Comment

  1. maxhegel2001@gmail.com' Max dedi ki:

    Yazı için teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir