Corona Günlerinde Yeni Doğan Annesi Olmak – Esma Deniz

Online dünyanın gelir kapılarından bloggerlık
Mart 26, 2020
Mevlana Rumi Camii imamı Adem Kantar Hocamızdan Cuma Hutbesi duyurusu
Mart 27, 2020
Paylaş

Bu yazı bir tavsiye yazısı değil. Herhangi bir konuda ilminizi arttıracak bir yazı hiç değil. Sadece içinde bulunduğumuz bu zor günlerde, yeni bebeği olmuş bir annenin hislerini, düşüncelerini, korkularını, endişelerini paylaştığı, dertleştiği bir yazı aslında. Yazılanları bu bakış açısıyla okumanızı rica edeceğim.

İngiltere’de virüs yüzünden hastalananlardan yeni bahsedilir olmuştu ve minik kızımız dünyaya geldi. Yaklaşık dört hafta önceydi. Henüz tam manasıyla bir salgından bahsedilmiyordu belki ama Corona ismi zihinlerde çoktan yer etmişti. Çok yakınımızdaki ülkelerde yaşananları duydukça aksi de mümkün değildi zaten.

Doğumdan sonra dört gün hastanede kalmak zorunda olacaktık. İlk gün öyle böyle geçti. İkinci günden itibaren diğer hastaların ziyaretçileri geldikçe endişelerim artmaya başladı. Sanki benim ziyaretçilerimde bir sorun yok ama tanımadığım herkes hastaymış gibi geliyordu bana. Üçüncü gün iyice bunalmış, virüsün yeni doğan bebeklere etkisini araştırır olmuştum. Bununla birlikte hastanede kalmaktan dolayı çok bunaldığımı her fırsatta eşime söylüyordum. Sonra onun, yüzüme tokat gibi çarpan sözleriyle kendime geldim; “Kardeşlerimizi düşün ve şükret!” O an çok utandım kendimden. Doğumhane kapısında polislerin onları götürmek için beklediği kardeşlerim vardı benim, hastalığın kol gezdiği bir ortamda hapishanede olan kardeşlerim… Hiç aklıma gelmemişlerdi kendi telaşımdan! Çok değil, sadece dört gün sonra evime kavuşacaktım oysaki. Bu utançla kendimi biraz toparladım.

Artık evimdeydim. Annem, babam, eşim, tüm sevdiklerim yanımda. Dışarıda var olduğunu bildiğim bir hastalık… Kendimi dinlesem, biliyorum ki beni esir alacak. Buna izin veremezdim. Bu yüzden haberleri okumamak, online gruplarda olumsuz konuların konuşulmaması için ricada bulunmak gibi önlemler almaya çalıştım. Bilim dünyasının yeni tanıdığı bir virüstü bu. Bildiğim kadarıyla bebeklerle ilgili bir sorun yoktu ama yarın çıkıp birilerinin “bebeklerde de şöyle etkileri var” demeyeceklerinin garantisi de yoktu. Daha çok evimizdeki yaşlılarımız için endişelensem de bebeğim daha çok küçük!

Evimize geldiğimizden itibaren hiç yalnız kalmadık çok şükür. Sürekli ziyaretçilerimiz oldu. Kimsenin gelmediği günlerde ben davet ettim birilerini. Dedim ya tanıdığım kimsede sorun olamazdı. Çünkü biliyordum ki, yalnız kalmamalıydım. Postpartum depresyon beni kapının dışında bekliyormuş gibiydi. Biraz yalnız kalsam içine çekecek bir girdap gibi… Kendimce savaşıyordum işte.

Sonunda Corona bu ülkenin de ciddi şekilde gerçeği olmaya başladı. Artık kendimi sakinleştirmek çok da kolay değildi. Neredeyse her şey endişemi arttırır olmuştu. NHS’in o çok beğendiğim, anne ve bebeğe eve gelerek verdiği sağlık hizmeti en büyük kabuslarımdan biri olmuştu mesela. Ne garip! İlk doğumum Türkiye’de çok güzel olmayan şartlarda olduğundan, olumsuz ve kalıcı etkiler bırakmıştı bende. Burada sağlık çalışanlarının anneye ne kadar şefkatli davrandıklarını gördüğümde, doğum ve sonrası benim için bir travma olmaktan çıkıp, keyifli bir hayale dönüşmüştü. Şimdilerdeyse neredeyse imtihan seviyesine geldi benim için. 

Eşimin her gün işe gidip gelirken kullandığı trenler stres kaynağımdı. ‘’Ya kızıma bir şey olursa’’, ‘’ya eşime bir şey olursa’’ soruları dönüp duruyordu kafamda. Bir yandan da gözüm kulağım Türkiye’deki haberlerde. Kalbimin yarısı orada atıyor çünkü. Elbette kader inancımız tam. Ama şu an sanırım yeni anne olmamdan dolayı sağlıklı düşünemediğim anlar oluyor. Fakat bu duyguların geçici olduğunu hatırlatıyorum kendime. Sakinleşiyorum.

Doğumdan önce bir sürü plan yapmıştım. Fiziksel olarak düzelir düzelmez nerede kalmıştık deyip, hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Ama kaderin bir planı vardı zaten! Benimkinden çok uzak…

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Olmayacak da sanki. Bu iyi mi kötü mü şu an bilmiyorum. Ama bir şeylerin değiştiği kesin! İyi şeylere evrilecek olsa da bugüne bakan yanıyla elbette olumsuz bir süreçten geçiyoruz. Bana göre bazı yönleriyle insanlığın sınıfta kaldığı bir dönem. Marketlerde olanlar inanılır gibi değil. Bebeğimize bez bulamıyoruz mesela. Bulduğumuzda da ihtiyacımızdan fazlasını almıyoruz. Biz hepsini alırsak diğer anneler ne yapacak?! Bunu bile bile nasıl gider elim diğerlerine? Diğer yandan insanları da anlamaya çalışıyorum. Tedarik sorunu yaşanmadığı yazıyor haberlerde. O zaman bu telaş niye? Düşünüyorum, tek çıkış yolu empati gibi geliyor. Beni dini değerlerim yönlendiriyor Elhamdülillah! Rafları boşaltanlar neye göre hareket ediyor peki? İşleri düzeltecek tek yol empati! İnsanları anlamaya çalışıyorum. Çok sık dışarıya çıkmak istemiyorlardır belki. Kim bilir?!

Market demişken, bebeğimle beraber markete gidecek kadar cesur değilim. Evin diğer fertleri hallediyorlar sağ olsunlar.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen güzel şeyler de olmuyor değil. Bunu idrak etmem çok kolay olmadı tabi. Manevi olarak çöktüğümü hissettiğim günlerde umuda ihtiyacım olduğunu fark ettim. Günde defalarca kucağımda tutuyorum aslında o umudu ama endişelerim beni o kadar kontrol altına almış ki bebeğimin aradığım umut olduğunun farkında bile değilim. Bu hissiyattan acilen kurtulmam lazım diye düşünürken, gördüm ki bu süreçte online platformlarda bir şeyler yapılıyor. Yani aslında hayat durmamış. Toparlandım ve bana en iyi gelen şeyi yapmalıyım dedim. Üretmeliyim! Çok değerli bir arkadaşımla yapmaya çalıştığımız projemizi tekrar konuştuk ve yeni durumlara göre revize ettik. Şu an yepyeni bir hal aldı ve bana çok daha keyif vereceğe benziyor. Sonra kıymetli bir büyüğüm “bu süreçte yaşadıklarını, duygularını paylaşır mısın?” dedi ve beni bu yazıyla karşınıza çıkardı. Hiçbir şey eskisi gibi değil, evet. Ama umut hep aynı. Nasıl da toparlıyor hemen insanı. Muhtemelen bundan sonra da duygularım dalgalanmaya devam edecek. Biliyorum ki umudumu kaybetmediğim sürece beni elimden tutup kaldıracak. İnşallah… 

Bazen içim buruk, kızımın biraz dezavantajlı bir zamanda dünyaya geldiğini düşünüyorum, olanın benim ve onun için en hayırlı olduğunu unutup. Sonra kendime gelip çok şükür diyorum. İyi ki bu zamanda nasip etmiş Allah’ım! Bebekten daha iyi umut kaynağı ne olabilir ki… Elhamdülillah!

Esma DENİZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir