Corona’dan Sonra Diyalog – Sadık Çınar

2-3 Yaş Toddler Annelerinin Çıldırmama Rehberi – Ayşe Denerbin
Nisan 4, 2020
Corona günlerinde uzaklarda yaşayan çocuklarla yapılabilecekler – Esma Deniz
Nisan 5, 2020
Paylaş

Çok çeşitli konularla ilgili çok farklı mecralarda Coronavirüs Salgını’ndan sonra dünyanın nasıl bir şekil alacağı tartışılmakta. Şu andaki sürecin dünya finansına etkilerinden, insan ilişkilerinde oluşturacağı sosyolojik değişimlere, tetikleyeceği siyasal devinimlerden dar aile ilişkilerine varan tektonik etkileri öngörülmeye çalışılmakta. Şüphesiz bu sürecin insan ilişkilerinin olmazsa olmazı olan “Diyalog” konusunda da bazı değişimler getireceğini öngörmek mümkün. Geçen yazımda bu sürecin bizi ruberu ya da fiziksel diyalogdan uzun zamandır belki de ihmal ettiğimiz online diyaloğa yöneltmesi bakımından zorlayıcı etkileri ve gebe olduğu portföyümüzü genişletici etmenlerden bahsetmiştim. Bugün ise bu yeni değişimin icap ettiği yeni diyalog insanı ve diyalog faaliyetlerine değinmeye çalışacağım. Bundan sonraki yazacaklarım tabi ki benim şahsi öngörülerimden ibaret.

Öncelikle şu zamana kadar bizim kolektif çalışmanın eseri ve rüzgârı, kalpten kalbe direk kurduğumuz rezonansın verimliliği ile diyalog hizmetlerini bir noktaya getirdiğimizi tekrar ifade etmek isterim. Fakat yeni dönemde bunu devam ettirmek o kadar da kolay olmayacak. İnsan ilişkileri, çalışma prensipleri ve hatta her türlü aidiyet duygularının şu ankinden örgüsü çok daha gevşemiş bir şekle ve daha mekanik bir hale bürüneceğini rahatlıkla öngörebiliriz. 

Böyle bir ortamda toplumsal insicama ömürlerini adamış biz diyalogcuların üzerine şu ankinden daha ağır ve girift bir yükün yüklendiğinin de farkında olmamız gerekir. Eskiden bir birim gayret ile oluşturabildiğimiz pozitif ortamı belki bundan sonra birkaç birimlik çaba ile ancak ikame edebileceğiz. Geleceğim noktayı hemen ifade edeyim, bundan sonra katma değeri çok yüksek işler ortaya koymak bizim varoluşsal hedefimiz olacak. Yani bundan sonra daha bireyselleşmiş ve birbirinden uzaklaşmış insan topluluklarında ortalama kalitede bir işin alıcısı olmayacak. Kendi kabuğuna daha fazla çekilmiş insanları sosyalleşme evrenine çekmek için daha içerik yoğun, daha teknoloji öncelikli, daha özgün ve katma değer odaklı projeler üretmek mecburiyetindeyiz. Gelecek, yapay zekâ, online iletişim, sanal gerçeklik iç içe geçmiş evrenlerinde evirilmekte. Coronavirüs ise ancak bu devinimi müthiş hızlandıran bir etken oldu. Bizim de bütün faaliyet ve üretimlerimizi bu minvalde gözden geçirmek temel bir vazifemiz olmalı. 

Son birkaç senedir ifade edegeldiğimiz “Artık bundan böyle birçok mevzuda yüzeysel bilgi dağarcığı değil bir noktada derinlemesine vukufiyet amacımız olmalı” düsturunun çok daha fazla mana kazandığı zamanlardayız. Artık diyalog insanının ortalama kabiliyetler ile varabileceği nokta çok sınırlı. Her birerlerimiz çok daha konusunda uzman, katma değer oluşturmaya odaklı ve etrafında çekim alanlarını kolayca oluşturabilen bireyler olmak zorundayız. Bu yeni süreçte sürekli kişisel ve mesleki gelişim, plan ve projelerimizde esaslı bir yer teşkil etmek durumunda. Yaptığımız işin en iyileri olmak bundan sonra belki de en temel mihenk taşımız olacak. 

Acizane kanaatime göre, her birimiz, bulunduğumuz zemini öncelikle iç muhasebe ve murakabe ile değerlendirmeli ve kabiliyetler noktasında kendimizi tartmalıyız. Sonra da varmamız gerekli ufuk noktasına ulaşma azmi ile en kısa zaman dilimini dahi niteliklendirerek bereketlendirmemiz gerekmekte. Zamanımızı maksimum bir şekilde bu minvalde örgülememiz bizim uzun vadede hizmetlerdeki sürekliliğimizi de belirleyecek bir unsur olacaktır.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir