Corona’dan Sonra İnsan -Caner Ümit

GCSE ve A-Level Değerlendirmesi ile alakalı yeni açıklama
Nisan 6, 2020
Çocukların yanında ölüm konusu ve haberleri nasıl konuşulmalı? – Hesna Şener
Nisan 10, 2020
Paylaş

CoVid-19 salgını insanlara ölüm gerçeğini hatırlattı.

“Nereden geldim? Ne için geldim? Nereye gidiyorum?” sorularını aklına getirmeyen modern çağın insanı, bilumum vakit öldürücü oyuncaklarla oyalanarak iyice uzaklaştığı “ölüm” gerçeğini tarihte eşi görülmemiş bir hızda yayılan korku salgını ile birlikte yeniden karşısında buldu. 

Geçmiş

Birinci Dünya Savaşı 20 milyondan fazla insanın hayatına mal oldu, hemen arkasından gelen ve şu anda bir benzerini yaşadığımız küresel grip salgını (İspanyol Gribi) tahmini 500 milyon insana bulaştı ve bazı kaynaklara göre 17 milyon bazılarına göre çok daha fazla insanın ölümüne neden oldu. Bütün bunların yanında, şu anda tedavisi bulunan ama o zamanlar için tehlikeli olan tifo, dizanteri gibi hastalıklar da toplam sayıyı artırıyordu. Dönemin insanları için ölüm bize göründüğü gibi değildi muhtemelen. Ölüm çok daha fazla hayatın içindeydi. Buna rağmen, o dönemde yaşayan Walter Benjamin gibi insanlığın nereye doğru ilerlediğini görebilen bir filozof, ölümün unutturulmaya çalışıldığını fark etmişti. Mezarlıkların şehir dışına taşınmasından ve insanların son anlarını yakınları ile birlikte geçirmek yerine hastanelerde tek başlarına geçirmelerini eleştiriyordu. Bir insanın hayat deneyimini aktaracağı, içine yalan karıştırmayacağı bir zaman dilimi olarak tanımladığı son anlardaki bu tecrübe aktarımının yok olması insanlık adına bir geri adımdı Benjamin için.

Ölümün bu denli unutulmasının ardında yatan bir başka neden ise insanın gelenekle olan bağlarının koparılmasıydı. 18. Yüzyılda hızlanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucu batıda dini otoritenin tamamen etkisini yitirmesi ile birlikte insanlar yaşadıkları dünyayı anlamlandıracak yeni arayışlara girdiler. Hümanizm fikri bu boşluğu geçici olarak dolduracaktı. Kâinatın merkezine insanın yerleştirildiği, her şeyi anlamlandıranın insan olduğunu öne süren bu seküler görüş zaman içinde kabul görmeye ve evirilmeye başladı. Yeni insanın inşası için üç aşamalı bir sürecin ilk aşamasıydı Hümanizm. 

Şimdi

Şu anda insanlık bir şok halinde ve en çok duymak istedikleri şey “aşı/tedavi bulundu” haberi. İnsanlığın bu canhıraş beklentisine bilim insanları cevap verebilmek için gece gündüz çalışıyorlar. Teknolojinin son imkanları seferber edilmiş durumda. Çin virüsün genom sekansını rekor hızla çıkarttı. Bu bilgiyi tüm dünya ile paylaşır paylaşmaz, ilaç şirketleri yapay zekanın da yardımıyla aşı için gerekli modelleme çalışmalarını birkaç gün içinde tamamladılar. Daha önce görülmemiş bir hızla aşının klinik deneylerine başlaması ve yıl sonu olmadan piyasaya çıkması bekleniyor. 

Fakat bu yaşanan travma ve endişe kolay kolay etkisini yitirmeyecek, çünkü bu virüse karşı tedavi bulunmuş olsa bile bir anda bambaşka henüz aşısı olmayan bir salgın insanlığı şimdi olduğu gibi evlerinde esir alıp ölüm korkusunu tetikleyebilir. Ne yapmak lazım?

Muhtemelen ilk aşamada teknolojinin (yine yapay zekanın önemli bir rol oynayacağını öngörebiliriz) yardımı ile erken teşhis ve tanı konusunda ilerleme kaydedilecektir. Belki de insanlar yeni aletler kullanmaya başlayacak. (örneğin, oura yüzüğü ile her an vücuttaki değişimler gözlem altında tutulabilecek, uykuda bile…) Böylece herhangi bir salgın geç kalınmadan kontrol altına alınacak. Yine de tam tatmin edici değil, bunun kalıcı bir çözümü yok mu?

Gelecek

Bilim insanları virüslere karşı radikal çözümleri bir süredir yüksek sesle tartışmaya başlamıştı. Özellikle 2013 yılından beri kullanılmaya başlanan CRISPR-Cas9 tekniği ile genetik değişiklik çok daha kolay uygulanabilir hale geldi. İnsan vücuduna genetik olarak yapılacak bir müdahale ile vücudumuz bilinen tüm virüslere karşı korumalı hale gelebilir. Sadece virüsleri bertaraf etmekle kalmayıp hazır elimiz değmişken yaşlanmanın etkilerini de ortadan kaldırabilir ya da geri döndürebiliriz. Tabi burada sınırın nerede çizileceğini kestirmek güç, eğer bu yola girilirse insanlık gün geçtikçe biyolojik bedeninden peyderpey vazgeçmek durumunda kalacak, belki yarı biyolojik melez bir yapıya bürünecek insanlık. İşte bu ikinci aşama transhümanizm olarak adlandırılıyor. Gelenekle bağların koptuğu hümanizm aşamasından sonra, biyolojik bedenle olan bağların kopmaya başladığı ikinci aşama. 

İnsan ömrünün uzaması sonucunda bazı komplikasyonlar da ortaya çıkacak; insanlar öldürmeleri gereken daha çok zamanı nasıl değerlendirecekler? Eski yöntemler sıkıcı gelmeye başlayacak, daha uzun süreli oyalanmalar gerekecek. Eğer mevcut duruma bakarak geleceği kestirmeye çalışırsak, insanların bu yeni kazandıkları zamanın çoğunu dijital dünyada geçireceklerini öngörebiliriz, gerçeğinden ayırt edilemeyen sanal dünyalar ve benzeri çekici sanal zevkler sunulacak önümüze. 

Her ne kadar bilinen virüslere karşı bağışıklık kazansak da bu süper virüslerin çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Daha iyi bağışıklık sistemleri, daha güçlü virüslerin gelişmesine de imkân sağlayabilir. Ne yapsak kurtulamıyoruz, hala ölüm var.

Son perde

İnsan, biyolojik varlığının ölüm karşısında en zayıf ve kurtulması gereken en önemli şey olduğuna karar verdiği anda üç aşamalı sürecin sonuna yani posthuman (insan sonrası) noktasına ulaşmış olur. Bu noktaya vardığımızda insan fıtratına ait birçok şey değiştirilmiş olacak. Yine teknoloji yardımıyla zihinlerin buluta (cloud) yüklenmesi (mind upload) atılması gereken son adım olarak karşımıza çıkacak. Ama zaten bu noktaya gelene kadar uzattığımız ömrümüzün çoğunu dijital dünyada geçirmiyor muyduk? Çok da bir değişiklik olmaz herhalde yeter ki ölümü öldürelim diyerek kabul edeceğiz belki. 

İnsanlık bu tehlikeli yola maalesef çoktan girdi. Özüyle bağını koparmış insanlık, korku ve hazlarının kolay manipüle edilmesiyle girdiği hız girdabından nasıl çıkacak? Bizim bu insanlığın geleceği adına söyleyecek neyimiz var? 

1 Comment

  1. videovetasarim@gmail.com' Halit dedi ki:

    Yazınız çok güzeldi .Devamı gelecekmi? Bu konuya derinleşen yazılar okumak isteriz. Singularity ve transhumanizm hakkında bilinçlenmemiz gerekli. 5G teknolojisi – biyolojik silahlar – yapay zeka ne durumda? bu tarz konular hakkındada yazılar bekliyoruz merakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir