Warning: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/customer/www/onlinehizmet.org/public_html/wp-content/themes/betheme/functions.php on line 73
Korona günlerinde yeni bir perspektif! - Online Hizmet

Korona günlerinde yeni bir perspektif!

Coronavirüs salgını ve önlemlerini hala tam olarak anlayamadığınızı mı düşünüyorsunuz?
Nisan 17, 2020
Corona Günlerinde Online Eğitim Tavsiyeleri
Nisan 19, 2020
Paylaş

Nazlı Bozdemir

Bu yazımızda insanın hayatındaki anlam arayışı, imtihanları ve bu imtihanlar karşısında yenilenebilme yetisi üzerine yoğunlaşacağız.

Bugünlerde Covid-19 hastalığına yakalanan ve hayatını kaybedenlerin sayısını her an takip eder olduk. Ayrıca gelecek ile ilgili birçok endişe verici teoriler, ürperten yorumlar duyuyor ve okuyoruz. Bu süreç ile birlikte maddi ve manevi sıkıntıların, iç buhranlarının artması ve yoğunlaşması da elbette kaçınılmaz. 

Peki bunca sıkıntı ve buhran karşısında nasıl sabırlı kalabilir, hayatımızın anlamı üzerine odaklanıp, acılarımızı başarı ve kazanıma nasıl çevirebiliriz? Çevremizde bunca imtihan, zorluk ve belirsizlikler cereyan ederken nasıl yolumuza konsantre olup ihtiyacımız olan aşk, şevk ve pozitif enerjiye sahip olabiliriz? 

İlk olarak şunu söyleyebiliriz; ibadetler kalp ve ruha şifa olduğu gibi, musibetler de türlü manevi hastalıkların şifasıdır. Elbette bu tedavi arayışının yanlış olduğu anlamına gelmediği gibi, hangi musibetin ne gibi manevi hastalıkların şifası olduğunu bilmemek de sonucu değiştirmiyor. Yediğimiz bir meyvedeki vitaminlerin, bedenimizde hangi noktalara ulaştığını bilmesek bile, onu yediğimizde ondaki faydalar ve şifalar hedeflerine ulaştığı gibi, musibetlerin anlam ve tahlilini yapamayan insanların bu konudaki bilgisizlikleri de onları şifadan mahrum etmeyecektir. 

Yaşadığımız zorluklar karşısında sabrımızı tüketmemek için, onları değerlendirme şeklimiz üzerine de düşünmeliyiz. İnsan, başına gelecek mukadder hadiseleri değiştiremese bile o hadiseler karşısında ki tepkisini, onlardan etkileniş biçimini yorumlarıyla değiştirebilir. “İnsan, etrafında olup bitenlerden daha çok, olup bitenlerle ilgili kendi görüşlerinden etkilenir” der Montaigne. Şair Milton ise bu konuya şu yorumu getirir, “Biz yaşarken akıl, cenneti cehennem, cehennemi de cennet yapar.”

Olaylara bakış açımız, mutluluğumuzu, hayattaki başarımızı, ne kadar pozitif olabildiğimizi ve problem çözebilme yetimizi doğrudan etkilemektedir. Aurelius’un da hayatın akışında meydana gelebilecek zor durumlar ile ilgili manidar bir yorumu var: “Bana zarar verdiler düşüncesini ortadan kaldırırsak, zararın kendisini de ortadan kaldırmış oluruz” der Aurelius. 

Dünya hayatındaki zorluklar, bunlara taallük eden kazançlar ve bu zorlukları nasıl yorumlamamız gerektiği üzerine birkaç düşünce serd etmiş olduk. Fakat bazen yaşanılan imtihanı takip eden ruhsal çöküntü ile musibetlerin şifa boyutuna da, onları doğru yorumlamaya da fırsat bırakmayacak ölçekte olur. Böyle durumlarda da biraz teslimiyet, tedebbür, tezekkür ve zamandır bize iyi gelecek olan! 

Malte Laurids Brigge’nin Notları’nda Rilke henüz günü gelmemiş anlamların ortaya çıkmayacağını vurgular ve şunu önerir: “Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Cevapları şimdi arama. Cevaplar şimdi sana verilmez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, her şeyi o an yaşama meselesidir. Şu anda soruyu yaşaman gerekir. Daha ileride, belki farkına varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın.” Yine Rilke, Duino Ağıtları kitabında “Gelecektir başka yorumların zamanı, kalmayacak kelime üstünde kelime ve çözülecek her anlam bulutlar gibi ve yağacak yere, yağmurlar gibi…” der. 

İmtihanın sırrı çözülmemiş ve ömür herşeye rağmen bitmemiş ise, sonunda yine çareyi tevekkülde ve Allah’ın abes iş işlemeyeceğine inanmakta bulur insan ve ancak bu inanç ile tekrar hayat bulur. 

Herşeyi ve bütün sonuçları yaratan Allah’tır (celle celaluhu). Sebepler sadece Cenab-ı Hakk’ın izzet ve azametine perde… 

İmtihanın nerden geldiğini bilmek ve onun şifa boyutunu, olumlu neticelerini görmeye çalışmak ne kadar önemliyse, Allah’ın verdiği akıl ve sabır nimetleri ile onları fırsata çevirmeye yoğunlaşmak da bir o kadar önemli. 

Mesela virüs vesilesiyle evde kaldığımız sürece kendimize kulak versek, iç dünyamızda uzun zamandır duymadığımız seslerin kabardığını, zihnimize yeni ilhamların düştüğünü fark edeceğiz. Bunun yanında kişisel gelişimimiz için araştırsak, okusak, ailemizle hayat koşuşturmacası nedeniyle normalde fırsat bulamadığımız birlikteliği yaşamaya çalışsak. 

Musibetin de emanet olduğunu, bir ömrü ve vazifesi olduğunu, zamanı geldiğinde azat edileceğimizi idrak ederek o anı hakkıyla yaşamaya çalışsak… 

Son olarak da insanın imtihan dönemlerinin Rabbisine en yakın ya da Ona yakınlaşmaya en müsait zaman dilimleri olduğunu düşünerek, ne kadar değer verilen bir varlık olduğumuzu anlamaya çalışsak. Rabbimizin izni ile olan her şeyde O’nun kudretini idrak etmeye talip olursak, yavaş yavaş büyük resim tamamlanmaya başlayacak, parçalar yerine oturacak, iç huzurumuz artacaktır. 

Sözü uzattığımın farkındayım ama sevdiğim bir kıssayı da paylaşmadan geçemeyeceğim. 

4. Murat devrinde yaşayan Erzurumlu Habib Baba, gemiyle Hacca gitmek için yürüyerek İstanbul’a gelmiş fakat gemiyi kaçırmış; “Bunda da vardır bir hayır” diye düşünmüş. Uzun süre yol aldığından toza toprağa batmış, yaralar oluşmuş bedeninde ve uyuz hastalığına yakalanmış. Memleketine geri dönmeden önce temizlenmek için bir hamam bulmuş. Yıkanmak istediğini söylediği hamamcıdan ret cevabı alınca bu durumun sebebini sormuş. Hamamcı, “Sultan Murad Han’ın vezirleri yıkanmaktadır hamamda. Kimseyi almamam için kat’i emir var” demiş. Yıkanmadan bu uyuz illetinden kurtulamayacağını bilen Habib Baba, yalvarırcasına “İzin ver evladım, bi kenarda yıkanıvereyim,” demiş. 

Hamamcı yaşlı adamın ısrarlarına dayanamayıp vezirlere görünmeden gizlice yıkanmasını tembih ederek içeri almış. Birazdan hamama, tebdil-i kıyafet, Sultan 4. Murad Han da gelmiş ve yıkanmak istediğini söylemiş. Hamamcı tanıyamadığı bu gence de durumu anlatarak içeri alamayacağını söylemiş ama ısrarı karşısında yumuşayarak onu da tembihleyerek fukara Habib Baba’nın yanına göndermiş. Başlamışlar beraberce yıkanmaya. Birbirlerine su döküyor sırayla sırtlarını keseliyorlarmış. Bir ara 4. Murat ihtiyarın düşüncelerini öğrenmek için, “Sen de istemez miydin baba şöyle vezir olmayı, baksana koskoca hamamı kapatmışlar. Biz ise şu daracık yerde debeleniyoruz,” demiş. “A be evladım” demiş Habib Baba, “Böyle vezir olacaksın da ne olacak? Şu dünyada öyle bir Sultana vezir olacaksın ki, vezirlerin bile karşısında tir tir titrediği dünya sultanlarına senin uyuzlu sırtını keseletsin.” 

Unutmayalım! Rabbimiz dilediğinde, yalnız imkânlar değil, imkânsızlar da bizim destek kaynağımız haline gelecek ve girdiğimiz çıkmazdan hiç ummadığımız nimetlerle çıkacağız. 

Dünyayı saran ve sarsan Coronavirüs Salgını’nın sebep olabileceği zorlukları, imtihanları sabırla fırsata çevirebilmek duası ile… 

1 Comment

  1. annie.lucas@wanadoo.fr' Tuana dedi ki:

    Özellikle bu güzel yazınız için çok teşekkür ederim. Psikolojimizin ciddi manada rehabiliteye ihtiyaç duyduğu şu dönemde yaşadığımız sıkıntıları manevi reçeteler sunarak dile getirdiğiniz samimiyet dolu şu cümlelerinizi takdir etmemek mümkün değil. Çok istifadeli bir yazı olmuş. Nazlı Hanımın kalemine sağlık.
    Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir