Warning: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/customer/www/onlinehizmet.org/public_html/wp-content/themes/betheme/functions.php on line 73
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım - Kerim Balcı - Online Hizmet

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım – Kerim Balcı

Corona Günlerinde Çocuklar – Uzm.Psikolog Eren Ekrem Aydın
Mart 22, 2020
Corona Günleri̇nde Çocuklarla Etki̇nli̇kler
Mart 22, 2020
Paylaş

Ocak 2020’de Voices in Britain ağının yılda iki defa yaptığı bir toplantıya katılmış ve orada Hizmetimizin karşı karşıya olduğu sorunları dört sınıfa ayırarak inceleyen bir konuşma yapmıştım. Sınıflandırmamın bir bölümü, “Hizmet’ten ve Hizmet müntesiplerinin yaşadıklarından bağımsız olarak dünyada yaşanan değişikliklerin bize dayattığı sorunlara” ayrılmıştı. O gün, bu sorunlara iletişim kolaylığı için ASRIN SORUNLARI adını vermiştim. 

O gün Hizmetimizin çözüm arayışına girmesi gereken sorunların arasında küresel ısınma, yapay akıl ve etik norm arayışı, yalnızlık, kimlik bunalımı, Cep Telefon ve Dijital Oyun Bağımlılığı, Verimsiz ve Uzun Yaşlılık Yılları gibi sorunları saymıştık. O gün, o güne kadar yarasaların sorunu olan coronavirüs henüz insanlığın sorunu olmamıştı. 

O kadar hızlı ve o kadar sarsıcı bir şekilde insanlığın ortak bir sorunu oldu ki coronavirüs salgını, artık buna bir metaolay gözüyle bakmamız doğru olacaktır sanırım. Olaylardan farklı olarak metaolaylar vuku bulduklarında kendilerinden önce ve sonra vuku bulan olayları yorumlayışımızı da değiştirirler. Metaolaylar bizzat insan doğasıyla ilgili kanaatlerimizi sorgulayan olaylardır çünkü. 

Bu salgının önemini abartarak Bilgi Çağı bitti, artık Corona Çağında yaşıyoruz demek niyetinde değilim. Ancak şu kadarını söylemek doğru olur sanırım: Corona’dan sonra herşey eski haline dönse bile, hiçbir şeye bakışımız eskisi gibi olmayacak. 

Metaolaylar toplumların düşünce stratejilerini yeniden formatlarlar. O güne kadar imkansız gibi görülen şeyler, birden bire imkanlı hale gelir. Düşünülemeyecek şeyler sıradanlaşır. İkinci Dünya Savaşı bir metaolaydır mesela. Ezeli düşmanlar Fransa ile Almanya’nın tarihin en başarılı barış projesi olan Avrupa Birliğini kuracaklarını kim düşünebilirdi? Tarihte Kavimler Göçü de, Moğol İstilası da böyle metaolaylar olmuşlardır. 

Tıpkı bunlar gibi dönüştürecek düşünce stratejilerimizi Corona metaolayı. Temel kabullenimlerimiz değişecek. İnsana bakan, devlete bakan, küreselleşmeye bakan, liberal demokrasilere bakan kabullenimlerimiz kökten sarsılacak. Avam ifadesiyle söyleyeyim, yeniden karılacak ve dağıtılacak kartlar… Küresel siyasetin aktörleri değiştirecek. 

Metaolaylar doğaları itibarıyla kendilerinden önceki tartışmaları anlamsızlaştırırlar. Hazreti Mevlana’nın “Dünle beraber gitti cancağızım / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” sözü tam da metaolaylar için geçerlidir. 

Bir ay önce tartıştığımız, belki de Hizmetin en hayati meselesi budur, bu meselede bir izah yolu bulunmazsa imkanı yok Hizmetimiz hayatta kalamaz dediğimiz meseleler ne kadar da anlamsız şimdi. 

Artık anlamsızlaşmış bu tartışmaları hatırınıza getirip “ne gülünç meselelerle uğraşmışız yahu” dedirtmeyeceğim size. Sadece, belki de bir ay önce çok farklı yorumladığımız bir çalışmanın kazandığı yepyeni bir anlamın altını çizeceğim. Hatırlarsınız, Doktor Bülent Keneş, uzun ve yorucu bir çalışmanın sonunda Yeni Bir Hizmet Mümkün diye bir rapor yayınlamıştı. O günlerde “içeriği güzel, ama adı yanlış anlaşılmaya müsait” diye düşünmüştüm. Şimdi ise içeriği büyük oranda Corona öncesinin tartışmalarına ait olan raporun adının çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. 

Yeni bir Hizmet mümkün…

İzninizle sizleri 30 yıl öncesine götürüp izah etmeye çalışacağım.  

1989 yılında, henüz 18 yaşında bir Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olarak Kadıköy Moda’daki bir Hizmet evine yerleşmiştim. Bir tür kaynaklara vukufiyet testinden geçmiştik. Sorulan sorulardan biri, bugün hala ezberimde olan Hizmet İnsanı paragrafıydı… Bir diğeri de Hizmeti ne zaman tanıdınız sorusu. Cevabım şu minval üzereydi: Bu sabah. Hizmetten ağabeyleri ilk defa 11 yaşımdayken tanıdım. Ama o gün bugündür her sabah yeni bir Hizmete uyanıyorum.

Sonradan öğrendiğime göre ağabeyler evlerden birine — o zamanlar imam deniyordu — imam arıyorlarmış ve bu cevabı gördüklerinde “aradığımız imamı bulduk” demişler. Ağabeyler bu kanaatinin bir içtihat hatası olduğuna inandım hep; ama verdiğim cevabın doğru olduğuna olan inancım hala tam. Her sabah yeni bir Hizmete uyanıyorum. 

Corona sabahında yepyeni bir Hizmete uyandım ben. Vızır vızır işleyen Zoom sohbetleriyle, dün on katılımcı bulamazken bugün bin katılımcıyla yapılan müzakereleriyle, yaşanmakta olan çok boyutlu sorunu sosyal, psikolojik, stratejik, felsefi, fıkhi, kelami boyutlarıyla tartışan mekanizmalarıyla, düne kadar hayal bile edemediğim yepyeni bir Hizmet bu… Bir ay önce üzerimize ölü toprağı serilmiş hissiyatındaydık değil mi? Bugün aralarımızda kol gezen ölüm canlandırdı bizi… Yuhricul hayye minel meyyit hakikatine muhatap olduk biz… 

Evet, yeni bir Hizmet mümkün. 

Bugün artık, dün mümkün olmayan pekçok şey mümkün. Düne kadar “gurbette yaşayacak, gurbette ölecek, garib olarak gömüleceğiz; bunu kabullenelim artık,” diyen ben bile, Filistinli mültecilerin geri dönüş arzusunu ölümsüzleştirmiş olan Feyruz’un “Senerca’ yevmen” “Döneceğiz, bir gün” şarkısını mırıldanır haldeyim. 

İrade, şart-ı adi. 

İmkansızları mümkün kılan Allah, senden, benden, bizden imkanların sınırında bir itkan, bir ihsan, bir himmet, bir gayret istiyor. 

Bugün bizden beklenen Hizmetin, o yepyeni himmetin mahiyeti hakkında konuşacak vaktim de ilmim de yok. O karar, camiamızın umum akıllarının ortak gayretiyle verilecektir. Burada şu kadarını söyleyip bitirmek istiyorum: 

Yeni bir Hizmet mümkün, ama yeni bir Hizmet İnsanı tanımına ihtiyacımız yok… 

Hizmet insanı, dün olduğu gibi bugün de, gönül verdiği dâvâ uğrunda kandan-irinden deryaları geçip gitmeye azimli ve kararlı; varıp hedefine ulaştığında da her şeyi sahibine verecek kadar olgun ve Yüce Yaratıcı’ya karşı edepli ve saygılı.. hizmet adına her ses ve soluğu zikir ve tespih, her ferdi mübeccel ve aziz bilip, muvaffakiyetlerinden ötürü alkışlayacağı kimseleri de, putlaştırmayacak kadar Rabb’in iradesine inanmış ve dengeli.. ortada kalmış herhangi bir iş için herkesten evvel kendini mes’ûl ve vazifeli addedip, hakkı tutup kaldırmada, yardıma koşan herkese karşı hürmetkâr ve insaflı.. müesseseleri yıkılıp plânları bozulduğu ve birliği dağılıp kuvvetleri târumâr olduğunda fevkalâde inançlı ve ümitli; yeniden kanatlanıp zirvelerde pervaz ettiği zaman da mütevâzi ve müsamahalı.. bu yolun sarp ve yokuş olduğunu baştan kabul edecek kadar rasyonel ve basiretli; önünü kesen cehennemden çukurlar dahi olsa, geçilebileceğine inanmış ve himmetli.. uğruna baş koyduğu dâvânın kara sevdalısı olarak, cânı-cânânı feda edecek kadar vefalı ve geçtiği bu şeylerin hiçbirini bir daha hatırına getirmeyecek kadar da gönül eri ve hasbî olmalıdır.

Ben böyle bir Hizmet İnsanı olabilirsem, sen, biz, siz böyle Hizmet İnsanları olabilirsek her sabah yepyeni bir Hizmete uyanmak mümkün…

Kerim Balcı

Kerim Balcı
Journalist & Human Rights Activist

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir